VGSLAW FIRM
ENHERTUİş Mahkemesi

Meme Kanseri - ENHERTU (Trastuzumab Deruxtecan) İçin Kazandığımız Davanın Sonucu (İş Mahkemesi)

Meme malign neoplazmı tanılı davacının Trastuzumab Deruxtecan/ENHERTU ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanmasına ilişkin iş mahkemesi gerekçeli kararı.

ESAS NO                                             : 2025/xxxx Esas
KARAR NO                                            : 2025/xxxx
HAKİM                                               : X.Y.
KATİP                                               : X.Y.
DAVACI                                              : Rxxx Kxxx - xxxxxxxxxxx [adres bilgisi gizlenmiştir]
VEKİLLERİ                                           : Av. BARIŞ ÜRÜN
                                                      Av. X.Y. -

DAVALI                                              : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI -
VEKİLİ                                              : Av. X.Y.
DAVA                                                : Tespit (Sosyal Güvenlik Hukuku İle İlgili Tespit
                                                      Davaları)
DAVA TARİHİ                                         : 08/05/2025
KARAR TARİHİ                                        : 27/11/2025
G. KARARIN YAZILDIĞI TARİH                          : 25/12/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

İSTEM :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacıya "Meme Malign Neoplazmı" tanısı konulduğunu, tedavisinin Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde devam ettiğini, tedaviyi yürüten doktorlar tarafından "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilacın kullanılması gerektiğini, ilacın temini için davalı kuruma başvuru yapıldığını, SGK İbni Sina Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 29/04/2025 tarih E-...-xxxxxxxxx sayılı yazısı ile başvurunun reddedildiğini, davacının hastalığının zamana karşı yarışılan bir hastalık türü olan kanser olduğunu, ilacın kullanılamaması halinde davacının telafisi mümkün olmayacak şekilde hayatının tehlikeye gireceğini beyanla "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilaç bedelinin kesintisiz ve ücretsiz olarak davalı Kurum tarafından karşılanması gerektiğinin tespitini talep etmiştir.

YANIT :

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurumca tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

YARGILAMA VE GEREKÇE :

Dava; davacının kullandığı "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilaç bedelinin Kurum tarafından karşılanması gerektiğinin tespiti ve Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Mahkememizce Kurum kayıtları ile hastane kayıtları getirtilip incelenmiş, sağlık kurulu görüşüne ve bilirkişi görüşüne başvurulmuştur.

Davacının Meme Malign Neoplazmı tedavisi gördüğü, tedavi için "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilacın reçete edildiği, davacının ilaç bedelinin ödenmesi için Kuruma başvurduğu, 29.01.2025 tarihinde talebinin reddedildiği,

Çekişme; davacının kullandığı ilaç bedelinin Kurum tarafından karşılanıp karşılanmayacağı noktasında toplanmaktadır.

5510 sayılı yasanın 63. maddesi, Genel Sağlık Sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmalar halinde sağlığını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kalkmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerini düzenlemektedir.

Anılan maddenin (b) bendi ise, "Kişilerin hastalanmaları halinde ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakline ve hücre tedavilerine yönelik sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbî bakım ve tedaviler." şeklindedir.

Yukarıda açıklanan 5510 sayılı yasanın 63.madde hükmü gözetildiğinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kişilerin hastalanması halinde sağlıklarına kavuşmaları için sağlık hizmetlerinin finansmanının sağlanması yükümlülüğü vardır.

Anılan yasanın 64.maddesi ise; "Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri" başlığını taşımaktadır. Madde hükmüne göre;

a) Vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazası ile meslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan durumlarda yapılacak sağlık hizmetleri dışında estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmeti ile estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri.

b) Geleneksel, tamamlayıcı, alternatif tıp uygulamaları ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleri.

c) Yabancı ülke vatandaşlarının; genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları,

Davacının başvurusu Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.1.9-Bedeli Ödenecek İlaçlar( EK-4/A) başlıklı bölümünde kurumca bedeli ödenecek ilaçlar listesinde ilacın bulunmaması nedeniyle bedelinin ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle 29.04.2025 tarihinde reddedilmiştir.

Somut olayda, davacının tedavisi 64.madde kapsamında kalmamaktadır. Finansmanı gereken sağlık hizmetleri kapsamındadır. Kullanılması zorunlu olan ilacın SUT kapsamında kalmaması nedeniyle bedelinin karşılanmaması yasal yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 60.maddesinde düzenlenen Sosyal Güvenlik Hakkı ile çelişir. Sosyal Güvenlik Hakkı kapsamında devletin Sosyal Güvenliği sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı Anayasa hükmüdür. Diğer yandan Anayasanın 56.maddesi sağlık hakkını bu kapsamda da yaşama hakkını düzenlemekte olup, anılan madde;

" Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir. " şeklindedir. Bu madde kapsamında baktığımızda da herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak devletin yükümlülüğüdür.

Mahkememizce davacının tüm tıbbi evrakları getirilmiş, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Başkanlığı'na gönderilerek, davacının kullandığı ilacın standart tedavi ilaçlarını kullanması halinde bu durumun davacının sağlığında ciddi, hızlı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya yada ölüme yada yaşam beklentisinde ciddi bir azalmaya veya yoğun acıya sebep olup

olmayacağı hususunda değerlendirme yapılması ve yaşamsal gerekliliği veya tedavide kullanımının tıbbi zorunluluğunun bilimsel verileriyle de açıklanarak rapor hazırlanması istenmiştir. Tıbbi Onkoloji uzmanlarından oluşan üç kişilik hekim heyeti 17.09.2025 tarihli raporunda;

"...Metastatik evre 4 her 2 pozitif meme kanseri sağkalımı ciddi anlamda kısaltan ve özellikle ilk tedavi seçenekleri tüketildiğinde kalan seçeneklerin dar olduğu bir kanser türüdür. Enhertu isimli ilaç bu hastalığın tedavisinde öncesinde sistemik tedavi almış olanlar kullanımı uygundur.

Mevcut hastalığın evre 4 nitelikte olmasından kaynaklanan hayati öneme haizlik; ikinci basamak ve sonrasında tedavi seçenekleri arasında bu tedavinin diğer seçeneklere göre öncelikle etkin kabul edilmişliği nedeniyle ilacın hasta açısından hayati öneme sahip olduğu ve kullanılmaması halinde geriye dönüşü mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği kararına varılmıştır. Bu ilacın sut'ta ödemesi yapılan ilaç olmadığı bilinmektedir. Sut'ta olmasa dahi etken madde olarak muadili bulunmamaktadır.

Tedavi edici olmasa dahi güncel çalışmalarında daha uzun bir sağkalım ve kabul edilmiş bir yan etki profili bulunması nedeniyle yaşam kalitesini artırabileceği kararına varılmıştır.

Reçete edilirken doktorun ilaçtan fayda alınıp alınamayacağının önceden kesin olarak bilinmesi mümkün değildir. Trastuzumab deruxtecan tedavisi bu hastada bu evrede ve bu basamakta kullanılabilecek en yüksek yanıt oranına sahip tedavidir.

Enhertu tedavisinin dosyadan anlaşılan ve hastada reçete edildiği gibi 5.4 mg/kg dozunda 3 haftada bir kullanılması uygundur.

Bu anlamda titck endikasyon dışı ilaç kullanım onayı alınarak hastaya ileri basamak tedavide trastuzumab deruxtecan protokolü önerilmesinin hastada sağkalımda ve hayat kalitesinde iyileşme sağlayabileceği kararına varılmıştır.Hayati öneme haizdir. Muadili yoktur..." şeklinde görüş bildirilmiştir.

Bilindiği gibi 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 8.maddesine göre hekimlerin hastalıkları tedavi hakkına sahip oldukları açıktır. Aynı Kanunun uygulanmasını gösteren Tababet Uzmanlık Tüzüğü 30.maddesi de;

"Uzmanlık belgesi alan tabip ve diş tabipleri, kamu ve özel sektöre ait klinik enstitü, laboratuvar veya diğer sağlık Kurumlarından uzmanlıkları ile ilgili faaliyette bulunmak ve mesleklerini serbest olarak uygulamak yetkisine sahiptirler." şeklindedir. Somut olayda da, davacıya "Meme Malign" tanısı konulmuştur. Tıbbi kayıt ve belgeler getirtilerek sağlık kurulundan görüş alındığında ilacın tanıyı koyan ve reçeteyi yazan hekimlerin uzmanlık alanı içinde bilimsel ve tıbbi verilere uygun olarak reçete edildiği anlaşılmaktadır.

Uzman hekimler tarafından görevlerin yetki ve sınırları içerisinde reçete edilen ilacın faz çalışmalarını araştırmak ve ülkemizde ruhsatlı olup olmadığını irdelemek mahkememizin görev alanı içerisinde değildir. Mahkememizin görev alanı tanının ve tedavi yönteminin tıbbi verilere ve bilimsel gerçeklere uygun olarak konulup konulmadığı hususunda uzman görüşü almaktır. İlacın Türkiye'de ruhsatlı olup olmaması hastanın ilaca erişimine engel teşkil etmeyecektir. Şöyle ki, yurt dışında temin edilecek ilaçlar için Sağlık Bakanlığı'ndan onay alınmakta ve Türkiye Eczacılar Birliği aracılığıyla ilaçlar getirtilmektedir. Eldeki davada bu prosedür tamamlanmıştır.

İlacın SUT kapsamında olmaması da tek başına ilacın tedavide kullanılmasına engel teşkil etmez. Zira SUT kapsamına alınan ilaçların bu kapsama alınması, diğer bir anlatımla tedavi giderinin finansmanı için sağlığa kavuşma, iyileşme, sürekli iyileşme gibi koşullar aranmamaktadır.

Yargıtay uygulamalarında kabul edilen ilacın tıbben ve fennen zorunlu, hayati öneme haiz ve sürekli olarak etkin ve yararlı olmasıyla birlikte bütün faz çalışmalarının tamamlanmış, tıbbi otoritelerce kabul görmüş bir ilaç olması ve davalı Kurumun kabul edilebilir itiraz ve çekincelerinin bulunmaması halinde mahkemece kabul kararı verilebileceği görüşüne de kısaca değinmek gerekir. Mahkememizce alınan sağlık kurulu raporunda ilacın hayati öneme haiz olduğu belirtilmiştir. Kurumun hayati öneme haiz ilaç için yaşam hakkı ve tedaviye erişim hakkı gözetildiğinde kabul edilebilir itiraz ve çekincesinin mali olanaklar çerçevesinde olabileceği, mali olanakların da yaşam hakkı karşısında çekince olarak kabul edilemeyeceği düşünülmektedir.

Gerek Anayasal güvence altında olan sağlıklı yaşam hakkı, gerekse İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 3. ve 25.maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkına dair 2.maddesi

birlikte gözetildiğinde sosyal devletin sosyal güvenlik hakkını bu kapsamda da sağlıklı yaşama hakkının güvence altında tutması gerekir. Diğer yandan T.C. Anayasası'nın 10.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14.maddesi ayrımcılık yasağını düzenlemiştir. Anayasa'nın 10.maddesi;

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." şeklindedir.

Ülkemizde bir grup için tüm tedavi giderlerinin yurt içi, yurt dışı ayrımı yapılmaksızın karşılandığı bir gerçektir. Hayati öneme haiz bir ilacın gelir düzeyi düşük vatandaşlar için Kurumun mali gücü öncelenerek kabul edilmemesi Anayasa'nın 4.maddesine açıkça aykırı olacaktır. Diğer yandan Anayasa'nın 20.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8.maddesi kapsamında devletin özel ve aile hayatının korunması, sağlığın korunması için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü de vardır. Devletin ayrım gözetmeksizin tüm bireylerin sağlık hakkını korumak için önleyici sağlık tedbirlerini alma yükümlülüğü bulunduğu gibi tedavi yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu Anayasal düzenleme ve yine Anayasa'nın 90.maddesi kapsamında taraf olduğumuz birçok uluslararası sözleşmenin gereğidir.

Kısaca söylemek gerekirse Anayasa ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında güvence altında olan sağlıklı yaşama hakkı ilkeleri doğrultusunda uzman hekimler tarafından reçete edilmiş ve somut olaya özgü olarak da alınan sağlık kurulu raporu incelendiğinde, ilacın kullanımının hastanın iyileşmesine ve hastalığın gerilemesine katkı sağladığı ve muadilinin bulunmadığı anlaşılmış olup, Anayasal güvence altında bulunan tedaviye erişim hakkı ve sağlıklı yaşama hakkı ilkeleri de gözetildiğinde davacının kullandığı ilaç bedelinin Kurum tarafından karşılanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

Davacı dava açılmadan önce kullandığı ilaç bedelinin de tahsilini talep etmiştir. 18.04.2025 tarihli fatura karşılığı 134.000,02 TL ödendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce rayiç bedel araştırması yapılmış, bedelin rayiçle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlarda davalı Kurum tarafından bedeli tamamen karşılanmaktadır. Davacı 134.000,02 TL ödenmesi için Kuruma başvurmuş, talebi reddedilmiştir. Mahkememizce bilirkişi görüşüne başvurulmuş, 14.11.2025 tarihli raporda da davacının 134.000,02 TL talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiş, hesaplanan miktar üzerinden davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Davanın kabulü ile,

1-Davacının tedavisi için kullandığı "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilaç bedelinin herhangi bir kesinti yapılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğinin tespitine, davacının talebini reddeden Kurum işleminin iptaline,

2-Davacının dava açılmadan önce kullandığı ilaç bedeli 134.000,02 TL'nin 22.04.2025 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Davacının yatırdığı 615,40 TL peşin harç ve 1.013,90 TL tamamlama harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

4-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.gereği takdiren 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacının yaptığı 165,00 TL tebligat ücreti, 14.000,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL dosya gömleği ücreti, 5,00 TL müzekkere ücreti, 360,00 TL posta ücreti olmak üzere 14.580,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Tarafların yatırdığı gider avansından karar kesinleştiğinde kalan bakiyenin iadesine,

Dair davacı vekili ve davalı vekilinin huzurunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/11/2025

Katip                                                                      Hakim

Related Legal Guide

Legal Processes for SGK Coverage of Trastuzumab Deruxtecan (Enhertu)