VGSLAW FIRM
TECENTRİQİş Mahkemesi

Akciğer Kanseri - TECENTRİQ (Atezolizumab) İçin Kazandığımız Davanın Sonucu (İş Mahkemesi)

SGK emeklisi, akciğer kanseri hastası davacının Atezolizumab/TECENTRİQ ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanmasına ilişkin iş mahkemesi gerekçeli kararı.

ESAS NO                                          : 2024/xxxx Esas
KARAR NO                                         : 2025/xxxx
HAKİM                                            : X.Y.
KATİP                                            : X.Y.
DAVACI                                           : Txxx Öxxx - xxxxxxxxxxx [adres bilgisi gizlenmiştir]
VEKİLLERİ                                        : Av. BARIŞ ÜRÜN
                                                   Av. X.Y. -

DAVALI                                           : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI -

VEKİLİ                                           : Av. X.Y. -

DAVA                                             : İş (Kurum İşleminin İptali İstemli)
DAVA TARİHİ                                      : 31/12/2024
KARAR TARİHİ                                     : 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH                                  : 19/11/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan İş (Kurum İşleminin İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

İSTEM :

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin SGK emeklisi olduğunu, 19.03.2024 tarihinden beri akciğer kanseri tedavisi gördüğünü, müvekkilinin tedavisinde uygulanan standart tedavi yöntemlerinin hastalığı durdurmaya yeterli gelmediğini, tümörün diğer organlara metastaz yapma (yayılma) ihtimalinin yüksek olduğunun doktorlar tarafından öngörüldüğünü, müvekkilinin tedavisinin devam ettiği Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr.Abdurrahman Yurtaslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji servisinde en uygun yöntemin Atezolizumab etken maddeli Tecentriq İnfüzyonluk çözelti hazırlamak için konsantre 1200mg/20ml adlı ilacının kullanılması olduğunun görüldüğünü, 04.12.2024 tarihinde uygulanan ilk kür tedavisinin ve 24.12.2024 tarihinde uygulanan 2.kür tedavisinin kurum tarafından ödenmediğini, müvekkilinin kendi imkanları ile ilacı temin ettiğini, ilaç bedelinin çok yüksek olmasının ve 2025 yılı ocak ayında 3.kürün uygulanacak olmasının şimdiden tedaviye ulaşamamak anlamında müvekkilinin mağdur etmeye başladığını, ilaçların müvekkili tarafından kullanılabilmesi için Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna yapılan başvurunun 03.12.2024 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, ilaçların 04.12.2024 tarihinde 72.000,00 TL'ye ve 24.12.2024 tarihinde 82.000,00 TL'ye temin edildiğini, müvekkilinin yaşlılık aylığı dışında hiçbir geliri olmadığını, müvekkili için hayati öneme sahip ilaçların reçete bedellerinin kurumca karşılanması için Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kavaklıdere Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezine başvuru yapıldığını, başvurunun 27.12.2024 tarihli yazısı ile reddedildiğini, müvekkilinin tedavisinde kullanılmak üzere bu güne kadar 154.000,00 TL harcama yaptığını, ilaç tedavi protokolü gereğince 3 haftada bir kullanmak zorunda olduğunu beyanla; Sosyal Güvenlik Kurumunun E-...-xxxxxxxxx

sayılı ve 27.12.2024 tarihli kararının iptaline, müvekkilinin tedavisi süresince kullanacağı Atezolizumab etken maddeli Tecentriq İnfüzyonluk çözelti hazırlamak için konsantre 1200mg/20ml adlı ilaca ait bedellerin hiçbir kesinti yapılmaksızın davalı kurum tarafından karşılanmasına, ilaç bedelinin çok yüksek olması ve bu bedelin Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmaması halinde, müvekkili tarafından yüksek bedelin karşılanması imkansız hale geldiğinden ve aynı zamanda müvekkili için hayati önem taşıdığından, yargılama süresince söz konusu ilaçlara ait bedellerin hiçbir kesinti yapılmaksızın ihtiyati tedbir yoluyla davalı kurumca karşılanmasına, Atezolizumab etken maddeli Tecentriq İnfüzyonluk çözelti hazırlamak için konsantre 1200mg/20ml adlı ilacın temini için müvekkili tarafından bu güne kadar harcanan bedel olan 154.000,00 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

YANIT :

Davalı Kurum vekili dilekçesinde; davaya karşı derdestlik, görev, yetki, husumet, hak düşürücü süre ve zamanaşımı def’i ve dava şartları ile kuruma başvuru şartlarının yokluğu itirazlarını sunduğunu, Türkiye’de ilaçların ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartların Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından belirlendiğini, Sağlık Uygulama Tebliğinin "Bedeli ödenecek ilaçlar (EK-4/A) başlıklı 4.1.9.maddesinin birinci fıkrasına göre KEYTRUDA isimli ilacın bedeli ödenecek ilaçlar listesinde yer almadığını, ilacın Sağlık Bakanlığınca verilen hasta bazlı endikasyon dışı ilaç kullanım onayı olsa dahi Kurumca geri ödenmesi mümkün bulunmadığını, 01.04.2018 tarihinden itibaren “malign melanom” endikasyonunda ve 16.02.2022 tarihinden geçerli olmak üzere “lokal ileri ve/veya metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri” endikasyonunda immünoterapi ajanı olan Nivolumab etken maddeli “OPDİVO IV İNFÜZYONLUK ÇÖZELTİ KONSANTRESİ İÇEREN FLAKON” isimli ilacın bedelinin Kurumca karşılandığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

YARGILAMA VE GEREKÇE :

Dava; ilaç bedelinin Kurum tarafından ödenmesi gerektiğinin tespiti, Kurum işleminin iptali ve davacı tarafından TECENTRİQ 1200 MG/20 isimli ilaç için ödenen 154.000,00 TL'nin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkememizce Kurum kayıtları ve hastane kayıtları getirtilip incelenmiş, sağlık kurulu raporu ve bilirkişi raporu alınmıştır.

Davacının Akciğer Malign Neoplazmı tedavisi gördüğü, ATEZOLİZUMAB etken maddeli TECENTRİQ 1200 MG/20 isimli ilacın reçete edildiği, ilaç bedelinin ödenmesi için 17.12.2024 tarihinde Kuruma başvurduğu, Kurum tarafından talebinin 27.12.2024 tarihinde reddedildiği hususları çekişmesizdir.

Çekişme; ilaç bedelinin Kurum tarafından karşılanıp karşılanmayacağı, ilaç bedelinin davacıya iade edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

5510 sayılı yasanın 63. maddesi, Genel Sağlık Sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmalar halinde sağlığını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kalkmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerini düzenlemektedir.

Anılan maddenin (b) bendi ise, "Kişilerin hastalanmaları halinde ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakline ve hücre tedavilerine yönelik sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbî bakım ve tedaviler." şeklindedir.

Yukarıda açıklanan 5510 sayılı yasanın 63.madde hükmü gözetildiğinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kişilerin hastalanması halinde sağlıklarına kavuşmaları için sağlık hizmetlerinin finansmanının sağlanması yükümlülüğü vardır.

Anılan yasanın 64.maddesi ise; "Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri" başlığını taşımaktadır. Madde hükmüne göre;

a) Vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazası ile meslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan durumlarda yapılacak sağlık hizmetleri dışında estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmeti ile estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri.

b) Geleneksel, tamamlayıcı, alternatif tıp uygulamaları ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleri.

c) Yabancı ülke vatandaşlarının; genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları,

Davacının başvurusu Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.1.9-Bedeli Ödenecek İlaçlar( EK-4/A) başlıklı bölümünde kurumca bedeli ödenecek ilaçlar listesinde ilacın bulunmaması nedeniyle bedelinin ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle 27.12.2024 tarihinde reddedilmiştir.

Somut olayda, davacının tedavisi 64.madde kapsamında kalmamaktadır. Finansmanı gereken sağlık hizmetleri kapsamındadır. Kullanılması zorunlu olan ilacın SUT kapsamında kalmaması nedeniyle bedelinin karşılanmaması yasal yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 60.maddesinde düzenlenen Sosyal Güvenlik Hakkı ile çelişir. Sosyal Güvenlik Hakkı kapsamında devletin Sosyal Güvenliği sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı Anayasa hükmüdür. Diğer yandan Anayasanın 56.maddesi sağlık hakkını bu kapsamda da yaşama hakkını düzenlemekte olup, anılan madde;

" Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir. " şeklindedir. Bu madde kapsamında baktığımızda da herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak devletin yükümlülüğüdür.

Mahkememizce davacının tüm tıbbi evrakları getirilmiş, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Başkanlığı'na gönderilerek, davacının kullandığı ilacın standart tedavi ilaçlarını kullanması halinde bu durumun davacının sağlığında ciddi, hızlı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya yada ölüme yada yaşam beklentisinde ciddi bir azalmaya veya yoğun acıya sebep olup olmayacağı hususunda değerlendirme yapılması ve yaşamsal gerekliliği veya tedavide kullanımının tıbbi zorunluluğunun bilimsel verileriyle de açıklanarak rapor hazırlanması istenmiştir. Tıbbi Onkoloji uzmanlarından oluşan üç kişilik hekim heyeti 06.06.2025 tarihli raporunda;

"...Özetle davaya konu hasta evre 3B (lokal ileri) akciğer yassı hücreli kanseri tanısına sahip olup tedavi olarak kemoterapi sonrası adjuvan amaçlı (kanserin nüks etmesini engellemeye yönelik) Atezolizumab adlı immunoterapi ilacının kullanılmasının planlandığı anlaşılmıştır. Söz konusu ilacın kullanımı tıbben uygun ve gereklidir.

"Davacının hastalığına ilişkin olarak Türkiye'de kullanılan standart tedavi yöntemlerinin ve kurum tarafından ödemesi yapılan ilaçların kullanılması halinde hastanın sağlığında ciddi, hızlı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya ya da ölüme veya yaşam beklentisinde ciddi azalmaya sebep olup olmayacağı, yaşamsal gerekliliği veya tedavide kullanımının zorunluluğunun bilimsel verileriyle açıklanması..." sorularına cevaben;

1. Davacının durumundaki (erken evre PDL-I düzeyi yüksek akciğer kanseri) hastalar için kemoterapi sonrasında bilimsel olarak faydası gösterilmiş, SGK tarafından geri ödeme kapsamında olan

herhangi bir alternatif ilaç bulunmamaktadır. Bu grup hastalar için dava konusu ilacın öncelikle amacı kanserin nüks etmesini engellemektir. Davaya konu ilacın kemoterapi sonrası kullanımı ile daha düşük oranlarda kanserin nüks ettiği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Mevcut durumda, ameliyat sonrası, hastada gösterilebilir kanser odağı kalmamıştır. Ancak kanserin nüks etmesi - vücudun diğer ine metastaz (yayılım) yaparak tekrarlama ihtimali vardır. Kanserin nüks etmesi - metastaz yapması durumunda hasta bu kanser sebebiyle vefat edebilir. Özetle dava konusu ilaç mevcut kariserinifNiks etme ihtimalini azaltabilir ancak her hastada kanserip tekrarlamasını %100 engellemeyebilir Bu hasta için dava konusu ilacın kullanılması bilimsgi açıdan uygundur..." şeklinde görüş bildirilmiştir.

Bilindiği gibi 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 8.maddesine göre hekimlerin hastalıkları tedavi hakkına sahip oldukları açıktır. Aynı Kanunun uygulanmasını gösteren Tababet Uzmanlık Tüzüğü 30.maddesi de;

"Uzmanlık belgesi alan tabip ve diş tabipleri, kamu ve özel sektöre ait klinik enstitü, laboratuvar veya diğer sağlık Kurumlarından uzmanlıkları ile ilgili faaliyette bulunmak ve mesleklerini serbest olarak uygulamak yetkisine sahiptirler." şeklindedir. Somut olayda da, davacıya "Akciğer Malign" tanısı konulmuştur. Tıbbi kayıt ve belgeler getirtilerek sağlık kurulundan görüş alındığında ilacın tanıyı koyan ve reçeteyi yazan hekimlerin uzmanlık alanı içinde bilimsel ve tıbbi verilere uygun olarak reçete edildiği anlaşılmaktadır.

Uzman hekimler tarafından görevlerin yetki ve sınırları içerisinde reçete edilen ilacın faz çalışmalarını araştırmak ve ülkemizde ruhsatlı olup olmadığını irdelemek mahkememizin görev alanı içerisinde değildir. Mahkememizin görev alanı tanının ve tedavi yönteminin tıbbi verilere ve bilimsel gerçeklere uygun olarak konulup konulmadığı hususunda uzman görüşü almaktır. İlacın Türkiye'de ruhsatlı olup olmaması hastanın ilaca erişimine engel teşkil etmeyecektir. Şöyle ki, yurt dışında temin edilecek ilaçlar için Sağlık Bakanlığı'ndan onay alınmakta ve Türkiye Eczacılar Birliği aracılığıyla ilaçlar getirtilmektedir. Eldeki davada bu prosedür tamamlanmıştır.

İlacın SUT kapsamında olmaması da tek başına ilacın tedavide kullanılmasına engel teşkil etmez. Zira SUT kapsamına alınan ilaçların bu kapsama alınması, diğer bir anlatımla tedavi giderinin finansmanı için sağlığa kavuşma, iyileşme, sürekli iyileşme gibi koşullar aranmamaktadır.

Yargıtay uygulamalarında kabul edilen ilacın tıbben ve fennen zorunlu, hayati öneme haiz ve sürekli olarak etkin ve yararlı olmasıyla birlikte bütün faz çalışmalarının tamamlanmış, tıbbi otoritelerce kabul görmüş bir ilaç olması ve davalı Kurumun kabul edilebilir itiraz ve çekincelerinin bulunmaması halinde mahkemece kabul kararı verilebileceği görüşüne de kısaca değinmek gerekir. Mahkememizce alınan sağlık kurulu raporunda ilacın hayati öneme haiz olduğu belirtilmiştir. Kurumun hayati öneme haiz ilaç için yaşam hakkı ve tedaviye erişim hakkı gözetildiğinde kabul edilebilir itiraz ve çekincesinin mali olanaklar çerçevesinde olabileceği, mali olanakların da yaşam hakkı karşısında çekince olarak kabul edilemeyeceği düşünülmektedir.

Gerek Anayasal güvence altında olan sağlıklı yaşam hakkı, gerekse İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 3. ve 25.maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkına dair 2.maddesi birlikte gözetildiğinde sosyal devletin sosyal güvenlik hakkını bu kapsamda da sağlıklı yaşama hakkının güvence altında tutması gerekir. Diğer yandan T.C. Anayasası'nın 10.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14.maddesi ayrımcılık yasağını düzenlemiştir. Anayasa'nın 10.maddesi;

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." şeklindedir.

Ülkemizde bir grup için tüm tedavi giderlerinin yurt içi, yurt dışı ayrımı yapılmaksızın karşılandığı bir gerçektir. Hayati öneme haiz bir ilacın gelir düzeyi düşük vatandaşlar için Kurumun mali gücü öncelenerek kabul edilmemesi Anayasa'nın 4.maddesine açıkça aykırı olacaktır. Diğer yandan Anayasa'nın 20.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8.maddesi kapsamında devletin özel ve aile hayatının korunması, sağlığın korunması için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü de vardır. Devletin ayrım gözetmeksizin tüm bireylerin sağlık hakkını korumak için önleyici sağlık tedbirlerini alma yükümlülüğü bulunduğu gibi tedavi yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu Anayasal düzenleme ve yine Anayasa'nın 90.maddesi kapsamında taraf olduğumuz birçok uluslararası sözleşmenin gereğidir.

Kısaca söylemek gerekirse Anayasa ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında güvence altında olan sağlıklı yaşama hakkı ilkeleri doğrultusunda uzman hekimler tarafından reçete edilmiş ve somut olaya özgü olarak da alınan sağlık kurulu raporu incelendiğinde, ilacın kullanımının hastanın iyileşmesine ve hastalığın gerilemesine katkı sağladığı ve muadilinin bulunmadığı anlaşılmış olup, Anayasal güvence altında bulunan tedaviye erişim hakkı ve sağlıklı yaşama hakkı ilkeleri de gözetildiğinde davacının kullandığı ilaç bedelinin Kurum tarafından karşılanması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

Davacı dava açılmadan önce kullandığı ilaç bedelinin de tahsilini talep etmiştir. 04.12.2024 tarihli fatura karşılığı 72.000,00 TL, 24.12.2024 tarihli fatura karşılığı 82.000,00 TL olmak üzere 154.000,00TL ödendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce rayiç bedel araştırması yapılmış, bedelin rayiçle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlarda davalı Kurum tarafından bedeli tamamen karşılanmaktadır. Davacı 154.000,00TL ödenmesi için Kuruma başvurmuş, talebi reddedilmiştir. Mahkememizce bilirkişi görüşüne başvurulmuş, 22.07.2025 tarihli raporda da davacının 154.000,00TL talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiş, hesaplanan miktar üzerinden davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Davanın kabulü ile,

1-Davacının tedavisi için kullandığı "Atezolizumab" etken maddeli "Tecentrıq 1200 MG/20ML" isimli ilaç bedelinde herhangi bir kesinti yapılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğinin tespitine, davacının talebini reddeden Kurum işleminin iptaline,

2-Davacının dava açılmadan önce kullandığı 04.12.2024 tarihli fatura karşılığı ödenen 72.000,00 TL'nin 17.12.2024 tarihinden, 24.12.2024 tarihli fatura karşılığı ödenen 82.000,00 TL'nin 31.12.2024 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Davacının yatırdığı 427,60 TL peşin harç ve 2.630,00 TL tamamlama harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

4-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.gereği takdiren 87.760,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacının yaptığı 275,00 TL tebligat ücreti, 25.000,00 TL sağlık kurulu rapor ücreti, 603,00 TL posta masrafı, 25,00 TL dosya gömleği ücreti olmak üzere toplam 25.903,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Tarafların yatırdığı gider avansından karar kesinleştiğinde kalan bakiyenin iadesine,

Dair davacı vekili ve davalı vekilinin huzurunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/10/2025

Katip                                                                       Hakim

Related Legal Guide

Browse All SGK Drug Litigation Guides