VGSLAW FIRM
ENHERTUİdare Mahkemesi

Mide Kanseri - ENHERTU (Trastuzumab Deruxtecan) Hakkında Verilen Yürütmenin Durdurulması Kararı

Mide kanseri tedavisi gören davacının Trastuzumab Deruxtecan/ENHERTU ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanması istemiyle açılan davada verilen yürütmenin durdurulması kararı.

ESAS NO : 2026/xxxx


YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI
İSTEYEN (DAVACI)        : Nxxx Txxx
VEKİLİ                  : AV. BARIŞ ÜRÜN


KARŞI TARAF (DAVALI)                     : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
VEKİLİ                                   : AV. X.Y.


İSTEMİN ÖZETİ                              :Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma
Hastanesi'nde mide kanseri tedavisi görmekte olan davacı tarafından, tedavisinde kullanılmak üzere doktoru
tarafından önerilen "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilaca ilişkin giderlerin tedavi
süresince kesintisiz ve iskontosuz olarak davalı idarece karşılanması istemiyle yaptığı başvurunun, reddine dair
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Süreyyapaşa Sağlık Sosyal
Güvenlik Merkezi'nce tesis edilen 01/07/2026 tarih ve E-...-xxxxxxxxx sayılı işlemin; hastalığının tedavisinde
kullanılan bahse konu ilacın yaşamsal gerekliliğinin doktor raporu ile sabit olduğu ve hastalığının tedavisinde
alternatif uygun ilaç önerilmediği, ilaç bedelini karşılayacak maddi imkanının bulunmadığı nedenleriyle hukuka ve
mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek yürütmenin durdurulması ve iptali ile birlikte bu kapsamda ilaç bedeli için
ödenmek durumunda kalınan toplam 445.381,00-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiz ile
birlikte ödenmesi istenilmektedir.
SAVUNMA ÖZETİ                              :Usule ilişkin olarak, davanın görevli ve yetkili yargı yerinde yasal
süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise; SGK tarafından finansmanı sağlanan ilaçların raporlama ve
reçeteleme kriterleri ile ödeme usul ve esaslarının, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun 63’üncü ve 72’nci maddeleri gereği oluşturulan "Ödeme Komisyonu/Alternatif Geri Ödeme
Komisyonu" ve "Tıbbi ve Ekonomik Değerlendirme Komisyonları"nda klinik ve teknik veriler kullanılarak, kanıta
dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri de dikkate alınmak suretiyle ve konusunda uzman ilgili branş
hekimlerinin görüşleri de alınarak değerlendirildiği ve alınan kararların Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık
Uygulama Tebliğinde (SUT) yayımlanarak yürürlüğe girdiği, "Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi"nde (EK-4/A) ticari
isimleri ve barkod/karekod numaraları yer almayan ilaçların bedellerinin hiçbir koşulda Kurumca ödenemeyeceği,
dava konusu edilen ilaçlar da bahse konu listede yer almadığından tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata
aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul Nöbetçi 13. İdare Mahkemesi'nce, Mahkememizin 20/08/2026 tarihli ara kararı ile görevlilik kararı verilmiş olup, davalı idarenin usule ilişkin diğer itirazları da yerinde görülmeyerek, dava dosyası yürütmenin durdurulması talebi yönünden incelenerek işin gereği görüşüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27.maddesinin 2.fıkrasında; ''Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler..." hükmüne yer verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri olarak sayılmış; 17. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."; 56. maddesinin 3. fıkrasında, "Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini düzenler."; 4. fıkrasında, "Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından

yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir."; 60. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir."; 2. fıkrasında, "Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." 65. maddesinde, "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." hükümlerine yer verilmiştir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca kabul edilen ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de tarafı olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 3. maddesinde, "Yaşamak, hürrüyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır."; 22. maddesinde, "Her şahsın, cemiyetin bir şahsı olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır."; 25. maddesinin 1. fıkrasında, "Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere, sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkanlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır." hükümleri yer almaktadır.

Bakanlar Kurulu'nun 10.07.2003 tarih ve 2003/5923 sayılı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 9. fıkrasında, bu Sözleşme'ye Taraf Devletlerin, herkese sosyal sigorta da dahil olmak üzere sosyal güvenlik hakkını tanıdığı belirtilmiş; 12. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Sözleşme'ye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler." hükmüne yer verilmiş; 2. fıkrasında, sözleşmeye taraf devletlerin bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamak için alacakları tedbirler sayılmış; (c) bendinde, salgın; yöresel, mesleki ve diğer hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve kontrolü; (d) bendinde ise hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması amacıyla taraf devletlerin gerekli tedbirleri alacakları hükme bağlanmıştır.

1451 sayılı Kanun ile kabul edilen ve 01.04.1974 tarih ve 7-7964 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında Sözleşme'nin 7. maddesinde, "Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye, korunan kimselere sağlık durumları gerektirdiği zaman, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, koruyucu mahiyette veya tedavi şeklinde sağlık yardımları yapılmasını teminat altına alır." hükmüne yer verilmiş; aynı bölümde yer alan 10. maddesinde, yardımların en az neler olduğu sayma suretiyle belirtilmiş; bunlar arasında; hastalık halinde; evde yapılacak muayeneler dahil, pratisyen hekimler tarafından yapılacak muayene ve tedaviler; mütehassıs hekimler tarafından hastanelerde yatarak veya ayakta yapılacak muayene ve tedavilerde hastane dışında sağlanabilecek tedaviler sayılmış, maddenin 3. fıkrasında, "Bu madde gereğince yapılacak yardımların, korunan kimsenin sağlığını korumaya, çalışma gücünü iadeye, ve şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilme kabiliyetini artırmaya matuftur."; 12. maddesinin 1. fıkrasında; "10. maddede belirtilen yardımlar vakanın devamı süresince sağlanır; ancak, hastalık halinde her vaka için yardım süresi 26 hafta olarak tahdit edilebilir; şu kadar ki, hastalık ödeneği verilmesine devam olunduğu sürece, sağlık yardımları durdurulamaz ve uzun tedaviyi gerektirdiği milli mevzuatla kabul edilen hastalıklarda yukarıda yazılı sürenin uzatılması için hükümler vaz olunur." hükmüne yer verilmiştir.

5013 sayılı Kanun ile kabul edilerek 16.03.2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Kararname ile yürürlüğe giren Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin 1. maddesinde, bu Sözleşmenin Taraflarının, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacağı ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacağı; 2. maddesinde, insanın menfaatleri ve refahının, bilim veya toplumun menfaatlerinin üstünde tutulacağı; 3. maddesinde, tarafların, sağlığa duyulan ihtiyaçları ve kullanabilir kaynakları göz önüne alarak, kendi egemenlik alanlarında, uygun nitelikteki sağlık hizmetlerinden adil bir şekilde yararlanılmasını sağlayacak uygun önlemleri alacakları; 4. maddesinde ise araştırma dahil, sağlık alanında herhengi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükleri ve standartlara uygun olarak yapılması gerektiği kurala bağlanmıştır.

663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, "Görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak" Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3/k maddesinde, "Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretiminin ve kalitesinin teşvik ve temini esas olup, her türlü müstahzar, terkip, madde, malzeme, farmakopemamülleri, kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim, dağıtım ve tüketiminin, amaç dışı kullanılmak suretiyle fizik ve psişik bağımlılık yapan veya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddeler ile diğer terkiplerin kontrolüne, murakabesine ve bunların yurt içinde ve yurt dışında ücret karşılığı kalite kontrollerini yaptırmaya, özel mevzuata göre ruhsatlandırma izin ve fiyat verme işlerini yürütmeye Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 62. maddesinde, "Bu Kanun gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür. Sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlandırılır. Bu Kanun kapsamındaki kişilere sağlanacak sağlık hizmetleri ve diğer haklar ile kişilerden alınan primlerin tutarı arasında ilişki kurulamaz."; 63. maddesinde, "Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri şunlardır:(...)

b) Kişilerin hastalanmaları halinde ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbi müdahale ve tedaviler, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakline ve hücre tedavilerine yönelik sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbi bakım ve tedaviler. (...)

f) Yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri. (...)" hükümleri bulunmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden;:Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde mide kanseri tedavisi görmekte olan davacı tarafından, tedavisinde kullanılmak üzere doktoru tarafından önerilen "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilaca ilişkin giderlerin tedavi süresince kesintisiz ve iskontosuz olarak davalı idarece karşılanması istemiyle yaptığı başvurunun, reddine dair Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nce tesis edilen 01/07/2026 tarih ve E-...-xxxxxxxxx sayılı işlemin iptali ile birlikte bu kapsamda ilaç bedeli için ödenmek durumunda kalınan toplam 445.381,00-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiz ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Devletin, herkesin sağlıklı bir yaşam sürdürmesi için gerekli teşkilatı kurmakla, yaşam hakkını sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmakla ve sosyal güvenlik hakkını sağlayacak gerekli tedbirleri almakla görevli olduğu ve bu kapsamda sosyal güvenlik hakkına sahip kişilerin tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi için, içlerinde davalı idarenin de yer aldığı bazı kurum ve kuruluşlara düzenleme yapma yetkisi verdiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu yetkinin, planlama ve bazı düzenlemelerin yapılması amacıyla kullanılması gerektiği açık olup bu yetkinin veriliş amacı aşılarak ilgililerin sağlık hizmetine ulaşmasının engellenmesi veya ağır bir mali yük altında bırakılması sonucunu doğuracak şekilde uygulanması hukuken mümkün bulunmamaktadır.

Uyuşmazlıkta, davacıya meme kanseri teşhisi konulması üzerine başlanılan tedavi sürecinde, hastalığının tedavisi için "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU"isimli ilacın kullanılması gerektiğinin Tıbbi Onkoloji uzmanı olan hekimi tarafından reçete edildiği, söz konusu ilacın, davacının hastalığının tedavisi için gerekli olduğu hususunun alanında uzman doktor reçetesiyle sabit olduğu, dolayısıyla anılan ilaçla davacının hastalığının tedavi edilebileceğinin bilimsel açıdan ortaya konulduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu durumda, davacının hastalığının mahiyeti de göz önüne alındığında, tedavide kullanılacak ilaçların, davacı açısından yaşamsal öneminin bulunduğu, ilaçların kullanımının, davacının tedavisinin planlanmasından ve bu tedavide uygulanacak ilacın belirlenmesinden sorumlu Tıbbi Onkoloji uzmanı doktor tarafından reçete edildiği, dolayısıyla 5510 sayılı Kanun kapsamında tedavi yardımından yararlanan davacı için sözü edilen ilaç bedelerinin

idarece ödenmemesinin Anayasa ile güvence altına alınan sağlıklı yaşam hakkı ve sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı, aksine bir uygulamanın güvence altına alınan yaşam hakkı ilkesine de aykırılık teşkil edeceği anlaşıldığından, söz konusu ilacın bedelinin herhangi bir kesinti yapılmaksızın ve davacının tedavisi boyunca davalı idarece karşılanması gerektiği anlaşılmakla, bu yöndeki başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmştır.

Öte yandan, dava konusu işlemin Mahkememiz kararıyla hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, davacının, tedavisinde kullanılan "Trastuzumab Deruxtecan" etken maddeli "ENHERTU" isimli ilacın bedelinin kesintisiz ve iskontosuz olarak, söz konusu tedavi devam ettiği sürece davalı idarece karşılanması gerektiği açık olduğu gibi hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde, davacının tedavisinin yapılamayacağı ve Anayasal güvence altında bulunan yaşam hakkının ihlaline neden olunabileceği hususu göz önünde bulundurulduğunda telafisi güç veya imkansız zararlara sebebiyet verebileceği de açıktır.

Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere, 20/08/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BAŞKAN                                Üye                                   Üye
             X.Y.                          X.Y.                        X.Y.
              e-imzalıdır                        e-imzalıdır                           e-imzalıdır

İlgili Hukuki Rehber

Trastuzumab Derukstekan (Enhertu) Bakımından İlaç Bedelinin SGK'ca Karşılanmasına İlişkin Hukuki Süreçler